resim

bir resim çiziyorum:

mavi, bulutsuz gökyüzü,
lacivert deniz,
ve beyaz beyaz uçan martılar.

üç yüce dağ,
çam ormanlı,
suları çağlayarak denize iniyor,
zirveler karlı.

dağların aksini denize düşürüyorum,
ve bir beyaz tekne sonsuza süzülüyor,
güneşe doğru.

kumsalda bir masa
üzerinde küçük kırmızı çiçekli beyaz bir örtü
ve porselen bir tabakta iki portakal.

büyük ikramiye – kısa öykü 10

2001 yılındaki Ecevit krizinden sonraki zor günlerdi. Hakedişlerimizi hiçbir müşterimiz ödemiyor, günün yüksek faiz getirilerinden ek para kazanmak için sürekli ödemeleri erteliyordu. Yeni iş alamıyorduk, yaprak kımıldamıyordu, telefonlarımız çalmıyordu. Şirketimizde onbeş yılda binbir zahmetle oluşturduğumuz özkaynaklarımız tükenmek üzereydi. Personelin maaşlarını ödeyemez hale gelmiştik. Çaresizliğin esiri olmuştuk. Aynı sıkıntıları daha önce 1. Körfez Savaşları sırasında da yaşamıştık. Ama bu son kriz bizi maddi, manevi tamamen bitirmişti. Okumaya devam et “büyük ikramiye – kısa öykü 10”

kaleci

Mesleği mühendislik tasarımı olan birinin konumu, futboldaki kalecinin konumu gibidir.
Rakip takımın bütün oyuncularına karşı tek başınadır. (yatırımcı, idare, kontrol teşkilatı, müşteri, imalatçı, montajcı, tedarikçi, satıcı, … )
Golü kurtarırsa, zaten yapması beklenen bir eylemi yaptığı için normal karşılanır.
Golü yerse…