serçe ile katran ağacı – masal

Bir varmış, bir yokmuş. Allahın kulu çokmuş. Çok söylemesi günah imiş.

Böyle günlerde, bir evin bahçesinde dört tane katran ağacı varmış. Ama ağaçlar da ağaçmış yani, kökleri yerin üç kat dibinde, tepeleri ise göğün üç kat üstündeymiş. Evde oturanlar, bu ağaçları hem severlermiş hem de sayarlarmış. Bu ağaçlar ulu çamlarmış. Ulu ağaçlar yaz aylarında gölge yapar, çevreyi ferahlatır, etrafa misk kokuları yayarmış. Kış aylarında üzerlerindeki kar tabakalarının seyrine doyum olmazmış. Dalları arasında pek çok kuş yuvası varmış, kuşların üçü konar, beşi kalkıp uçarmış. Gelip geçenler bunlara bakmaya kıyamazmış. Okumaya devam et “serçe ile katran ağacı – masal”

teknolojik devrim

1970 te üniversiteye başladığım zaman, mühendislik hesapları için sürgülü hesap cetveli kullanılmaktaydı. Bu araç daha çok kullanıcının yetkinliğine bağlıydı ve kullanımı (doğru hesaplama yapılması) zordu. Birinci ve ikinci sınıfta, zorunlu olarak Faber Castel marka bir tane satın aldım, ödevlerde ve sınavlarda bunu kullandım. Yeşil renkte kutusu vardı. Kutu boyutları yaklaşık 8 x 40 x 4 cm kadardı. Ama sonuçlar pek iç açıcı değildi. Yaptığım hesapların çoğunda sonuçlar doğru değerlerden oldukça farklı çıkıyordu.

Derken, ikinci sınıfın sonlarına doğru bir arkadaşımız yurtdışından sadece dört işlem yapabilen bir de sanırım karekök alabilen, pille çalışan bir hesap makinası getirmiş, sınıfta gösterdi. Yaklaşık 12 x 10 x 5 cm boyutundaki aygıtın kırmızı ekranında hemen beliren hesaplama sonuçlarını hayretle izlediğimi hatırlıyorum. Kısa sürede herkesin, sürgülü hesap cetvelinin yanında taşıdığı bir hesap makinası da oldu. Böylece çok basamaklı dört işlemlerdeki hesaplama hassasiyetimiz ile hızımız önemli ölçüde arttı.

Üçüncü sınıfın ikinci yarısındayken yine birisi sınıfa elinde bütün mühendislik işlemlerini yapabilen daha küçük boyuttaki bir hesap makinası ile geldi. Bu büyük bir devrimdi. Makinayı getiren arkadaşa, makinayı icat eden gibi davrandık, bir çok sorular sorduk, yanıtları aldık. Gerçek şuydu: Makina teknolojinin son ürünüydü, bir mühendislik öğrencisi için vazgeçilmezdi ama fiyatı dudak uçuklatacak kadar yüksekti. Tabii ailem bunun ne kadar gerekli bir şey olduğunu anlamakta gecikmedi. Dördüncü sınıfta benim de gelişmiş bir hesap makinam oldu. Siyah renkte, ekranı yeşil, farklı renklerde tuşları olan, yaklaşık 7 x 12 x 3 cm kadardı. Kendi adaptörü ve fermuarlı bir dış kabı vardı, şarj edilebilir ve kolay taşınabilir bir şeydi. Markası Texas Instruments idi. Bununla, dağları devirdiğimi anımsıyorum, bendeki meslek bağlılığını artırdı. Mühendislik hesapları yapmak artık yetenek gerektirmiyordu, doğru tuşlara basmak yetmekteydi. Bu makinanın Casio marka son model bir sürümünü halen çok sık kullanıyorum ve onu her elime aldığımda saygı duyuyorum. Bu model güneş ışığı ile şarj olabiliyor. Okumaya devam et “teknolojik devrim”

mühendislik ahlakı – 4

Mühendis, bir meslektaşının yaptığı mesleki bir hatayı belirlediği zaman önce o meslektaşıyla görüşmeli ve onu uyarmalıdır.
Hatayı, meslektaşının kendisinin düzeltmesine olanak vermeli ve gerekirse ona yardımcı olmalıdır.
Eğer, bu girişiminden sonuç alamazsa meslek örgütüne başvurmalıdır.

Mühendis, meslektaşı ve meslek örgütü dışında bu konu hakkında hiç bir kimseye bilgi veremez.

mühendislik ahlakı – 3

Mühendis, meslekle ilgili yaptığı bütün işlerde;

1.işin gerektirdiği güvenliği (emniyeti) ve bütün gerekleri sağlamalıdır,
2.işin mesleğin elverdiği ve mümkün olan en ekonomik biçimde yapılmasını sağlamalıdır,
3.işin topluma ve çevreye olabilecek zararlarını öngörmeli ve önlemelidir.

Bunların hiç birisinden ödün veremez.

mühendis öyküleri – 5

Patron mühendisi odasına çağırdı. Ona, fabrikasındaki kaynaklı imalat sonrasında kaynak çekmesine uğrayan ve geometrik olarak çarpılan parçaların düzeltilmesinde kullanılmak üzere 250 ton kapasiteli bir hidrolik pres tasarlaması ve imalatını da takip etmesi talimatını verdi.

Mühendis, önce presin çelik sac konstrüksiyon gövdesini, beton ankrajlarını, sonra da yağ hidroliği devre elemanlarını tasarladı. Fabrikanın mekanik imalat yapılan atölyesindeki görevlilerle birlikte çalışılarak, pres inşa edildi, deneme çalışmaları tamamlandı. Sonunda, patron presin çalışmasını görmek için, atölyenin presin olduğu kısmına geldi. Pres çalıştırıldı, görevini yaptığı gösterildi. Patronun yüzünde güller açtı. Milyonlarca liraya hazır olarak satın alınabilecek bir tezgah, fabrika imkanlarıyla, kısmen hurda malzemeler kullanılarak neredeyse bedavaya gelmişti.

Kalabalığın içindeki patronun mavi gözleri, kalabalıktan uzakta durmakta olan mühendisi aradı, buldu. Sağ elinin işaret parmağını mühendise uzatıp oynatarak yanına gelmesini işaret etti. Mühendis herkesin içinde, bu şekilde çağrılmayı uygun görmese de, kendisinden yaklaşık otuz yaş büyük birisinin talimatına uyarak yanına yöneldi. İçinden; ”herhalde teşekkür edecek” diye geçirdi.

Patron, mühendisin kulağına doğru eğildi, işaret parmağı ile hidrolik silindirin ucundaki yağ damlasını göstererek, şöyle söyledi:

– Sızıntı var!