Aziz Bey’in sıkıntısı – anı

Geçmiş zamanda bir tanıdık vardı: Aziz Bey, İç Anadolu’nun cismen büyük ama fikren geri kalmış bir şehrinde bir fabrikanın büyük ortağıydı. Fabrikanın ve şirketin ali kıran baş keseniydi. Anlatılanlara göre, şirketin ilk hisseleri ona hayata çok yoksul olarak başlamış olan babasından kalmıştı. Aziz Bey, tam bir şark kurnazıydı. Zamanla, diğer hissederlardan paraya sıkışanların hisselerini üçe beşe toplamış, sonunda büyük hissedar olmuştu. Zalimdi, üreticiden malı öldüm pahasına alır, tüketiciye en ağır şartlarla satardı.

Aziz Bey’in en büyük sıkıntısı, çok zengin olmasına karşın orta mektebe kadar okumuş olmasıydı. Her sözünün başında, şirketinde bir çok üniversite mezunu, mühendis, muhasebeci çalıştırdığını ama bunların hiç birisinin kafasının çalışmadığını söyler, lafa sonra devam ederdi. Çalıştırdıklarına kaba davranır, onlara işlerinde hiçbir inisiyatif tanımazdı. Çalışanlardan birisi, onun talimatı dışında hasbel kader bir yenilik yapsa, yapılanı hemen yıktırır, değiştirir ve kendi bildiği gibi yeniden yaptırırdı. Okumaya devam et “Aziz Bey’in sıkıntısı – anı”