bireysel kurtuluş

Günümüzde çok hızlanan teknolojik ilerleme ortamında bireyler bunun olumsuzluklarından nasıl korunabilir?
Bilgi sağanağı altında, hepimiz büyük bir dikkat eksikliği ve bir şeye yoğunlaşamama sorunu yaşıyoruz.
Bilgi çokluğu karşısında neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayamıyoruz.
Önemli ile önemsizi ayırtedemiyoruz.
Bu durum, hepimizin sağlıklı ve doğru kararlar almamızı dolayısıyla yaşantımızı olumsuz etkiliyor.

Bu koşulları algılayarak, durumu yönetebilen ve kendi bilincini karmaşık dış uyaranlardan koruyabilen bireyler elek üzerinde kalarak kurtuluşa yaklaşabilir (mi).

Bireysel kurtuluş olanağı var (mı).

kuduz – anı

1950 li yılların sonundaydık. Ailemin görevi gereği Ardahan’da bulunuyorduk. Evimiz ilçenin girişine yakın bir yerde, karayolu üzerinde, tek katlı, küçük, taş bir yapıydı. Önünde patates, havuç, turp gibi şeyler yetiştirdiğimiz küçük bir bahçesi vardı. Bahçenin ağaç dallarından yapılma uyduruk sınırı yola kadar varıyordu. Evin duvarları ve bahçe çitinin olduğu yerler ısırgan otlarıyla çevrelenmişti. O yıllarda, Ardahan’da çok kar yağışı olurdu. İnsan boyunda kar yüksekliğini anımsıyorum. Havanın güneşli olduğu ve karların eridiği ender zamanlarda bu bahçede tek başıma oyunlar oynardım. Okumaya devam et “kuduz – anı”

dayanışma – anı

Antakya’da, 1960 lı yıllarda Fevzi Çakmak İlkokulu’nda öğrenciyken ”Aile Bilgisi” diye bir dersimiz vardı. Çok yararlı bir dersti. Bir bireyin, başkalarına fazla muhtaç olmadan yaşayabilmesinin küçük teknikleri öğretilirdi.

Bu derste öğretilenlerden birisi de el dikişiydi. Düğme nasıl dikilir, sökük nasıl onarılır, ilik nasıl açılır öğreniyoruz. Öğrenciler evden dikiş iğnesi, makara ipi, düğme, bir parça kumaş, makas gibi şeyler getiriyor, derste öğretmen bunlarla her öğrenciye uygulamalar yaptırıyor. Ancak benim durumum kötü. Okumaya devam et “dayanışma – anı”

sıfır noktası

Artık sağlıklı besinlerle beslenme olasılığımız sıfır.
Yüksek gelir grubuna ait çok özel bir imtiyaz sağlıklı besin.

Ya da kendi yiyeceğini kendisi yetiştiren çiftçi bu olanağa sahip olabilir.
Böyle çiftçi kaldıysa…

Ortalama ve düşük gelir sınıfındakiler için tek bir yol var:
Az beslenmek, böylece daha az zehirlenmek.

hasta ve hekim ilişkileri

Ülkemizdeki ortalama durumdan söz ediyorum, istisnalar kaideyi bozmaz.

Ortalama eğitimli ve eğitimsiz hasta ve hasta yakını, hastaneye giderken ve hekime başvururken şu duygular içindedir:
* Artık kesin çözüm noktasına geldim. (Yüksek beklenti saplantısı)
* Sorunlarım burada kesin olarak çözülecek ve eski sağlığıma kavuşturulacağım. (Yüksek beklenti saplantısı)
* Mümkün olduğu kadar çok kontrol yapılmalı. (Yanlış yaklaşım)
* Mümkün olduğu kadar çok ilaç kullanmalıyım (Yanlış yaklaşım)
* Mümkün olduğu kadar en üst kariyerdeki hekime görünmeliyim.(Yanlış yaklaşım)
Okumaya devam et “hasta ve hekim ilişkileri”