dut

Bireyin hayattaki durumu, dut ağacına çıkan ve olgun meyveleri sepetine toplamaya çalışan birisini andırır.

Önündeki büyük ve olgun dutu göremeyen kişi, uzaktaki daha küçük bir duta doğru uzanırken yakınındaki duta temas ederek onu düşürür.
Uzaktaki küçük duta erişemediği gibi yakınında olan ancak göremediği büyük bir fırsatı da kaçırmış olur.

ayna – kısa öykü

Banyodaki lavaboda ellerini yüzünü yıkadı, aynaya baktı. Bakarken gözleri büyümeye başladı önce. Sonra da gözlerinin akı kaybolana kadar gözbebekleri. İki gözü de simsiyah bakan iki büyük küre olmuştu. O sırada banyoya oğlu girdi. Adam korku içinde, değişen gözlerini oğluna gösterdi.

– Bana neler oluyor böyle?

Oğlu bakıyor gözlere ve kahkahaları evi çınlatıyor.

duvar – kısa öykü

Usta elinde malası, duvarın kaba sıva işini bitirdi. Bir kenara oturup, saatlerdir çalışmaktan ağrıyan sırtını bir nebze dinlendirmek istedi. Duvarı rahat görebileceği bir yer seçti. Sigarasını çıkardı, yavaş hareketlerle bir tanesini ağzına koydu, kibritle yaktı. Ölüm kadar durgun havada, yanan kibritten burnuna hoş bir yanık kokusu geldi. Başını çevirdi, duvarın taze sıvasına baktı. Duvarın ortasına yakın bir yerinde bir potluk vardı. Canı sıkıldı. En zor olan bitmiş işi bozup, yeniden yapmaktı. Biraz dinlendikten sonra hatalı bölümü kurumadan sıyırıp, yeni baştan yapmayı planladı kafasında. Okumaya devam et “duvar – kısa öykü”