arkadaş – kısa öykü

Kasabaya geleli bir ay kadar olmuştu. Kiraladıkları bahçe içindeki tek katlı küçük eve taşınalı da neredeyse bir hafta. Ev yolun bu tarafındaki tek yapıydı, diğer bütün evler yolun karşısında kalıyordu. Bahçe kapısından yola doğru çıktı. Yolun karşısında kendisi ile hemen hemen aynı yaşta olan ve ona bakan bir erkek çocuğu gördü, sevindi. Yolu geçti, çocuğun yanına yürüdü. Arkadaş buldum diye sevindi.

Ağzını açıp bir şey söylemeye fırsat kalmadan, çocuk yerden bir taş alıp kafasına şiddetle vurdu. Gözlerinde beyaz bir ışık çaktı. Okumaya devam et “arkadaş – kısa öykü”

su – kısa öykü

Kadının sabaha karşı boğazı kurumuştu, uyandı, duvardaki fosforlu saate baktı. Beşe geliyor, hava henüz karanlık. Işığı açtı, mutfağa yürüdü, sürahiden bardağı doldurdu, içti. Su serin serin çok iyi geldi, uykum açılmadan hemen yatağa döneyim diye düşündü. Mutfağın ışığını kapattı, koridordan yatak odasına doğru yürüdü.

Tam banyonun önünden geçerken, çıplak ayakları yerde bir ıslaklık hissetti. Eğildi, yere baktı, ahşap zeminde banyodan salona doğru giden ıslak ayak izleri gördü, ürperdi. Kocaman ayak izleri, büyük aralıklı Okumaya devam et “su – kısa öykü”

boş luk – kısa öykü

Sevdiklerine her gün armağanlar göndermekteydi. Onlar gideli ne kadar olmuştu, kaç yıl geçmişti, bunun önemi yok. Kalıcı ve yakıcı olan, gerilerinde bıraktıkları büyük boşluklar. Boşlukları hiç bir şey dolduramıyor, aksine göğsünün içinde acıtarak büyümekteler. Ayrıca pişmanlıklar, keşkeler, geriye alınamayacak yanlışlıklar….

Böyle karışık ve bunaltıcı düşüncelerle duvara doğru yürüdü. Avucunun içini kuru, çıplak ve soğuk taşlara değdirdi.

Onlar diğer taraftalar. Duvarın kalınlığı kadar yakındalar. Duvarın geçilmezliği kadar ulaşılmazlar.

gezi – anı

Hayate İlkokulu’nda güneşli bir ilkbahar günü. Öğretmen Şemsa Hanım sınıftan içeri giriyor.

– Günaydın çocuklar!

Hepbir ağızdan;

– Günaydın örtmenim!
– Çocuklar bugün kroki ve plan konusu işleyeceğiz. Ama bunu sınıfta değil, Alanya Kalesi’nde yapacağız. Hepiniz yanınıza bir kurşun kalem, bir silgi, bir defter ve su matarasını alsın. Üzerinizi giyinin, bahçeye çıkın.

Sınıfta bir sevinç dalgası oldu. Pek rastlanmayan bu durumda derslerin zevkli geçeceğini herkes anladı. Dışarı çıkan öğrenciler bahçede öğretmenlerini bekliyorlardı. Şemsa Hanım sınıftaki son öğrenci ile dışarı çıkınca, meraklı gözler ona döndü. Okumaya devam et “gezi – anı”

Tekman – anı

Küçük kulübede genç anne ve 3 yaşındaki erkek çocuk odanın tek penceresinden dışarı bakıyorlar. İçerdeki gaz lambasının soluk ışığı pencerenin dışından sanki odanın içine dolar gibi koşan gül yaprağı büyüklüğündeki kar tanelerini aydınlatıyor. Arka fonda başka hiç bir şey yok, sadece kocaman bir karanlık. Odanın içinde küçük bir soba yanıyor, zaman zaman sessizlikte sobada yanan bir şeyin zayıf çıtırdısı duyuluyor. Anne ve çocuk kıpırdamadan oturuyorlar.

Yalnızlık ve boşluk onları yutuyor. Zaman duruyor.