Fi masalı

Fi tarihinde bir hükümdar varmış.
Bu hükümdarın da iki oğlu varmış.
Bunlar akıllı, iyi kalpli ve yakışıklı gençlermiş.
Gel zaman, git zaman hükümdar çok yaşlanmış.
Gençleri yanına çağırmış.

Onlara şunları söylemiş:
-Benim günlerim sayılı artık,
bütün sorumluluklarımı sizlere bırakacağım.
Ben gidince sakın üzülmeyin.
Hayata sıkı sıkı tutunun.

-Size nasihatlerim şunlar:

*Kimseye ve kendinize haksızlık yapmayın.
*Kimseye hakkınızı kaptırmayın.
*Mutlu olabilmenizin yolu,
vicdan denilen içinizdekini suskun tutabilmektir.
O konuşmaya başlarsa, asla huzur bulamazsınız.
*Yarınlar için en az 3 planınız olmalıdır.
*Dünyadaki en büyük gücünüz aklınızdır.
*Gücünüzün kaynağı sağlığınızdır.
*En büyük zenginlik zamandır, zamanı çok dikkatle
ve israf etmeden kullanmalısınız.
*Hayatın ritmini yakalayın,
o ritme uygun çalışın ve yaşayın.
Eğer hayatın ritminden hızlı hareket etmek isterseniz,
fazladan zaman kaybedersiniz.
Eğer hayatın ritminden yavaş hareket ederseniz,
hayatı kaçırabilirsiniz.
*Çok okuyun, çok müzik dinleyin, çok gezin.
Bu eylemler hem yaşantınıza değer katar,
ki bence dünyaya gelmemizin amacı budur,
hem de günü gelince sizi bir zorluktan kurtarır.
*İyi ve güzel insanlarla birlikte olun,
kötülerle birlikte bulunmayın.
*Saf kötülükle karşılaşırsanız, ondan hemen uzaklaşın.
*Varlığı israf etmeyin ve varsa paylaşın.
*Dünyada herşey hızla değişebilir,
şu anki durumunuz sizi yanıltmasın.
*Çok iyimser olmayın,
yaşantıda iyimserliği destekleyecek çok fazla şey yok.
*Çok kötümser olmayın,
her zaman bir çözüm bulunur ve
her şey olacağına varır.

*Sizi birbirinize emanet ediyorum.

Türkiye’de Konut – 3

17 Kasım 2018 den devam ediyorum.

Teknolojinin hızla değişmesi ve yücelmesi, insanların yaşantılarında da önemli değişikliklere neden oldu. Çalışma ve üretme alanlarında da devrim niteliğinde başkalaşımlar gerçekleşti.
Kol gücü ile çalışanların dışında kalanların büyük bir bölümünün çalışmak ve üretmek için, artık işyerinde bulunmalarına gerek yok. İşlerini bulundukları yerden bilgisayarlarıyla yapabilirler ve ürünlerini güvenli bilgisayar ağları ile kullanıcıya gönderebilirler. İş yerlerine bütün çalışanları toplamak, yıkılmak üzere olan eski iş alışkanlığının sürdürülemez bir devamı gibi görünüyor. Kısa sürede bunun yeni koşullara göre evrilmesi bekleniyor.
Yakın gelecekte insanların işyerleri dışında çalışması gerçekleştiği zaman, hem çalışanlar için hem de işverenler için önemli ölçüde zaman ve enerji kazancı gerçekleşebilecek. Durum böyle olduğunda insanların şehir merkezinde (sorunlu alt yapısı olan konutlarda) veya şehir merkezi yakınındaki (yüksek binaların bulunduğu) sitelerde, topraktan uzak, yapay, gürültülü, kirli ve güvensiz yerlerde oturmalarına gerek kalmayacak. Onların daha mutlu ve huzurlu olacakları, şehre uzak ve doğaya yakın yerlerdeki, isterlerse hayvan besleyebilecekleri bağımsız konutlarda yaşamaları mümkün olacak.

Bu konutlar için öngördüğüm yapı modeli şöyle açıklanabilir:
• 4-6 dönüm alanın ortasında ve dairesel bir planda,
• 4-6 kişilik aile veya topluluğun yaşayacağı,
• Tamamen yerel-doğal malzemeler ile betonarme kullanılarak depreme dayanıklı olarak inşa edilmiş,
• Kapalı yaşama alanı yaklaşık net 120-180 m2, her bireye yaklaşık net 20-30 m2 bağımsız alan tahsis edilen, tek katlı (bodrumda su sarnıcı, gıda depoları ve çatı katında sosyal toplantı alanı ve atölye gibi destek alanları) olan,
• Enerji verimliliği ilkesine göre (çok iyi yalıtılmış) tasarlanacak ve kendi enerjisini kendisi (güneşten, rüzgardan, atıklardan, vb.) karşılayabilen,
• Kendi kullanım suyunun büyük bölümünü (kendi atık suyunun arıtılmasıyla, yağmur ve kar suyunun biriktirilmesiyle, vb.) sağlayabilen,
• (Katı, sıvı, vb.) Atıklarının büyük bölümünü kendi içinde yok edebilen,
• (Cam, kağıt, pastik, vb.) Geri dönüştürülebilen atıklarının büyük bölümünü geri kazandıracak şekilde planlanmış,
• Kendi yeşil alanında temel gıda ihtiyaçlarının (meyve, sebze, yumurta, vb.) bir bölümünün yetiştirilebildiği (meyve ağaçları, sebze bostanı, sera, kümes, vb.),
• Çevreye olumsuz etkileri en düşük düzeye indirilmiş olan,
• Yaya ve bisiklet yolları ile site merkezine bağlanmış,
• Dış güvenliği (çitler, güvenlik duyar elemanları, bekçi köpekleri, vb.) sağlanmış.

Bu tür konutların birlikte konumlandırılacağı, siteler için öngördüğüm yapı modeli şöyle açıklanabilir:
• 40-60 konutun birbirine komşu olduğu,
• Site merkezinde 40-60 konutun yönetimsel, ulaşım, onarım, güvenlik, atık toplama, yangın söndürme, vb. ihtiyaçlarının giderilmesine dönük hizmet verebilecek 8-10 kişilik profesyonel ekibin bulunduğu, yaklaşık net 120-180 m2 lik bir merkez binanın olduğu,
• Ulaşım için (en yakın metro, tren, otobüs, vb. terminaline ulaşımı sağlayan) bir karayolu olan,
• Ulaşım için ortak kullanılabilecek (en yakın metro, tren, otobüs, vb. terminaline ulaşımı sağlayan) minibüs veya otobüs büyüklüğünde bir aracı olan,
• Site sakinlerinden araç sahibi olanlar için bir merkezi otopark alanının olduğu,
• Site sakinleri için küçük bir sosyal tesisi ve alış veriş imkanı bulunan,
• Bunlardan başka hiçbir tesis veya üretim imkanına sahip olmayan.

Böylece insanlar hem kişisel enerjilerini işe gidip dönerken tüketmek zorunda kalmadan, kendi bir kısım ihtiyaçlarını yetiştirebilecekleri ağaçlarının gölgesinde, sevdikleri bitki ve hayvanlarının yakınında, kendi çocuklarını veya yaşlılarını yabancı ellere teslim etmeden, dingin bir ortamda bulunabilecekler. Bu ortamda hem çalışabilecekler, hem sevdikleri ile daha fazla zaman geçirebilecekler, hem de toprak ve hayvanlara daha yakın olabileceklerdir. Müzik, plastik sanatlar, edebiyat gibi etkinliklere zaman bulabileceklerdir. Sevdikleri komşuları ile isterlerse daha yakın sosyal ilişkiler ve yardımlaşma bağları kurabileceklerdir.

Aktif çalışma yaşantısı bitmiş ve emekli olmuş ancak ağır sağlık sorunları olmayanlar için de bu koşulların yaşanabilir ve sürdürülebilir olduğunu düşünüyorum.

Belki kırsaldan şehirlere doğru akan büyük ve çılgın nüfus hareketi de bu yolla biraz yavaşlatılabilir.

Ama insanları tek tipleştirmek isteyen kurulu sistem buna izin verir mi?

İnsan yoğun işlerde (tıp doktorları, sağlık personeli, adalet personeli, güvenlik personeli, insanlara doğrudan kamu görevi sunanlar, banka görevlileri, öğretmenler, askerler, vb. gibi) çalışanların bu tür bir yaşama alanında bulunmaları zor.
Kol gücü ile çalışanlar (fabrika işçileri, otel-lokanta personeli, insanla doğrudan ticaret yapanlar, vb. gibi) çalışanların da bu tür bir yaşama alanında bulunmaları mümkün değil.

Ancak, nüfusun önemli bir bölümünün şu anda alışılmış konutların olumsuz koşullardan kurtarılmasının anlamlı olduğunu düşünüyorum. Kurtarılan mutlu azınlığın şehirlerden ve trafikten uzaklaşmaları diğerlerinin hayatının rahatlamasına yardımcı olacaktır.

Bu yaşama modeli yaygınlaşabilirse, edinilecek deneyimlere göre diğerleri için de başka çözüm yolları bulunmasını sağlanabilir.

Devam edeceğim.

oku – read

Okunan şeyler okuyanın kişiliğinin yapı taşlarını oluşturur.
Değersiz şeyler okuyarak kişiliğinizi bozmayın.
Veya hiç okumayarak kişiliğinizi yitirmeyin.

Reading forms building blocks of personality.
Don’t spoil your personality by reading worthless things.
Or do not lose your personality by non-reading.

hayat ve dinginlik – life and serenity

Hayat giderek daha karmaşık ve daha hızlı duruma geliyor.
Yaşantıda rahatlık ve mutluluk için, hayatı basitleştirmek ve yavaşlatmak gerekiyor.

Life becomes increasingly complex and faster.
It needs to be simplified and slow down for confort and serenity.

Türkiye’de Konut – 2

19 Ekim 2018 den devam ediyorum.

Kendi yarattığımız bu cehennemde yaşamak zorunda mıyız?
Değiliz.
Çözüm var mı?
Var.

Konuttan beklenenler nelerdir?
• Yaşantınıza mutluluk, rahatlık, huzur katmalı.
• Büyük maddi külfetler yüklememeli.
• Güvenli olmalı.

Sadece ulaşımla ilgili boyuta bakalım: Okumaya devam et “Türkiye’de Konut – 2”