kötülük kuramı – theory of evil

Ortalama insanın özünde kötülüğün baskın olduğunu gözlemliyorum.
Bunu bazı küçük yaştaki çocukların zarar verici davranışlarında yakalayabilirsiniz.
Bazı çocuklar, ortada hiç bir şey yokken ve kendilerine böyle bir şey öğretilmemişken, zayıf bulduklarına (yaşıtlarına, hayvanlara, bitkilere, yaşlılara, vb.) anlamsız bir şiddet uygularlar.

Özdeki kötülüğün iyiliğe baskın olması, evrensel olarak, insan eylemlerinin sonuçlarına bağlı olan her şeyin kötüye doğru evrilmesine neden olmaktadır, kanımca.
İnsan yapımı olan herhangi bir şey (nesne, olgu, kurum, kural, vb.) ya baştan evrenin toplam iyiliğine uygun değildir, ya da kendi haline bırakılırsa eğer bozuşur, kokuşur, çürür genellikle.

Bu olumsuz mekanizmayı, hayvanlarda ve bitkilerde görmüyorum.
İnsan etkisi olmadıkça, insan eli değmedikçe.

I observe that in self of average people, evil is dominant.
You can perceive this in some very young’s harmful tendencies.
Some children applies meaningless violence on weaks (peers, animals, plants, the elderly, etc.) for no reason even they have not been taught such a bad behaviour.

The predominance of inherent evil over goodness, causes universally all things that depend on the consequences of human actions to evolve towards the worst.
Anything that is man-made (object, phenomenon, institution, rule, etc.) is either not suited to the total benefit of the universe from the very beginning, or if left alone it is disrupted, rot, stink in general.

This negative mechanism is not seen in animals and plants.
Unless there is human influence, unless human hand touches it.