mor al ve kutla ma – anı

Üniversite giriş sınavlarına hazırlanmak için, 15 günlüğüne, Mardin’deki ailem tarafından çok yakın bir akrabamızın Ankara’daki evine gönderilmiştim.
Gündüz dershanede yaklaşık 8 saatlik sıkıştırılmış ve yoğun bir kurs programını takip ediyordum, akşamları da 2 saat kadar tekrar yapıyordum. Hırslıydım, iddialıydım, kendime yüksek hedefler (ODTÜ de Makina Mühendisliği Bölümü) belirlemiştim.

Ankara’daki konukluğumun ilk günlerinde evin beyi yemekte bana durduk yerde şunları söyledi:

– Sen liseyi taşrada okudun. Oradaki başarına bakarak yanlış beklentiler içindesin. Mardin gibi küçük yerlerde valinin kızı lise birincisi olur, garnizon komutanının oğlu lise ikincisi olur. Ankara’da, İstanbul’da, büyük şehirlerde senden çok daha akıllı, çok daha zeki, çok iyi okullarda yetişmiş pek çok genç var. Sıra sana gelmez.

Büyük bir sarsıntı geçirdim, o gece uyuyamadım. Adam haklı olabilirdi. Belki de ben umutsuz beklentilerle kendimi kandırıyordum.

Sabah, Bahçelievler’deki evden Kocatepe’deki dershaneye gitmek için Kızılay dolmuşuna doğru yürürken şöyle düşündüm:

– Olsun, ailem o kadar masraf yaptı, beni Ankara’ya dershaneye gönderdi. Ben de elimden geleni yapmalıyım.

Sonuçta, o sırada Merkezi Sınav Sistemi olarak adlandırılan sınavdan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girecek bir puan aldım. O sıralarda Merkezi Sınav Sistemi’nden ayrı olarak düzenlenen ODTÜ sınavlarından da mühendislik bölümlerine girecek bir puan aldım. Babamın tıp isteği, annemin siyasal talebine karşı hedefim olan makina mühendisliği mesleğini seçtim.

Adam beni kutlamadı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir