aslan oğlum

1979 yılında askere gitmiştim. Benim boyum 1.65 iken takım çoğunlukla hayli uzunlardan oluşuyor. İlk gün, takım komutanı takımı boy sırasına göre oluşturdu. Ben en son sırada, sağ baştaki konuma düştüm. İlk günden başlayarak, Ankara Etimesgut’ta Ağustos ayının kuru ve güneşli günlerinde, yanaşık eğitim adı altında toprak bir zeminde sürekli yürütülüyoruz. Yürüdüğümüz sırada yerden omuz seviyemize kadar bir toz bulutu kalkıyor. Uzaktan bakılınca, sadece kafalar görünüyor. Aşağısı bir sır perdesi altında gibi. Diğer takımlar da uzaktan toz bulutları şeklinde izlenebiliyor.

Neyse, bu şekilde sağa dön, sola dön, kıt’a dur, ileri marş devam ediyoruz. Terli yüzümüze toz yapışıyor, sonra tekrar terleyince terin aktığı yerlerde çizgi şeklinde izler meydana geliyor. Komik görüntüler oluşuyor. Benim bir sıra önümde de milleti şakalarıyla kırıp geçiren Ömer adında bir çocuk var. Dönüp dönüp bana bakıyor ve bana; ”Şimdi annen, benim aslanlar gibi oğlum askerlik yapıyor, diyerek komşularına kubur kubur kuburdanıyordur” şeklinde benimle dalgasını geçiyor. Bütün takım gülmekten yere yatıyoruz. Yanaşık düzen eğitimi kısa bir süre şirazesinden çıkıyor.