resim

bir resim çiziyorum:

mavi, bulutsuz gökyüzü,
lacivert deniz,
ve beyaz beyaz uçan martılar.

üç yüce dağ,
çam ormanlı,
suları çağlayarak denize iniyor,
zirveler karlı.

dağların aksini denize düşürüyorum,
ve bir beyaz tekne sonsuza süzülüyor,
güneşe doğru.

kumsalda bir masa
üzerinde küçük kırmızı çiçekli beyaz bir örtü
ve porselen bir tabakta iki portakal.

yumurta – kısa öykü 5

Adam yatağında gerindi. Uyanalı on, on beş dakika kadar olmuştu. Yatakta yanında yatan karısına baktı, gözleri kapalıydı. Uyuyup uyumadığını anlamaya çalıştı, düzenli nefes alışlarını dinledi. Uyuduğuna karar verdi, yataktan yavaşça kalktı ve banyoya gitti. Aynada yüzünü inceledi, gözlerinin altı torbalanmıştı. Yine iyi dinlenemeden kalkmıştı, böyle zamanlarda kendisini yorgun ve yıpranmış hissediyordu. Dağınık ve ara ara kırlar düşmüş saçlarına baktı aynada. Yüzünü tekrar inceledi, yaşlılığa adım atmış birinin yüzü diye düşündü. Mutfağa yürüdü, boğazı kurumuştu, sürahiden bardağa su doldurdu, içti. Salona yürüdü, perdeleri açtı. Güneş henüz doğmamıştı, deniz göz alabildiğine çarşaf gibi uzanıyordu. Plajdaki boş şezlonglar ve kapalı şemsiyeler gelecek insanları bekler gibiydi. Salonda pencerenin önündeki tek koltuklardan birisine çöktü. Denizin uzanan grimsi maviliği içini titretti. Güne yanlış bir yerden başlamış gibiydi, içi sıkıldı.
Salona doğru gelen ayak sesleri duydu. Karısıydı.
Okumaya devam et “yumurta – kısa öykü 5”