unutulmayanlar 1 – unforgettables 1

2011 de Türkiye’de kuş gribi şüphesiyle, köylerdeki binlerce yerli ırk kümes hayvanı, son derece vahşi ve ilkel yöntemlerle acımasızca öldürülmüştü.
İnsanların kendi hayvanlarını öldürürken yüzlerine yansıyan ifade beynime kazındı, kaldı.
Bunu hiç unutmuyorum.In 2011 due to suspect of bird flu in Turkiye, thousands of domestic breeds of poultry in villages, was brutally murdered with an extremely wild and primitive methods.
The expression that was reflected on the faces of people while killing their own animals was engraved in my brain and remained there.
I never forget that.

ev – kısa öykü

Adam taşrada beğendiği bir köye ailesi ile birlikte yerleşmeye karar vermişti. Önceden hangi nedenle geldiğini anımsamadığı bu kırsal ona oldukça özel görünmüştü. Çevre durgundu, çevrede boş tarlalar ve yer yer küçük korular vardı. Ortalıklarda pek bir yaşayan yok gibiydi.

Kendi yaşadıkları şehirden ayrılıp arabalarıyla köye yaklaşırken yanında oturan karısına ve arkada oturan çocuklarına yol kenarındaki büyük ve siyah geyik heykelini gösterdi. Heykel bilinmedik bir malzemeden çok başarılı bir el işçiliği ile yapılmıştı. Oturan bir geyiği betimliyordu ve bir çok eski heykelde olması umulan kırık ve çatlağı yoktu, sanki sanatçının atölyesinden bu gün çıkarılıp yol kenarına dikilmiş gibi görünüyordu. Sisli havanın ardındaki mat güneşin ışıklarıyla hafifçe parlıyordu.

– Bakın, bakın. Bu çok eski dönemlerdeki bilinmeyen bir uygarlıktan kalmış, dedi baba. Okumaya devam et “ev – kısa öykü”

keşif – kısa öykü 4

Ana ve oğul gaz lambasını söndürmüş, battaniyenin altında büzüşerek, pencerenin önünde elele karanlığa bakıyorlar. Kar üç gündür aralıklı olarak yağıyor. Baba, uzakta bir köydeki bir cinayet olayının keşfine gideli dört gün oldu bugün. Nurhan’ın gözyaşları yanaklarından süzülüyor, endişeli ve üzgün. Çocuk, beş yaşında. Annesinin üzüntüsünü bütün hücrelerinde hissedebiliyor. Babasını bir süredir görmüyor, özlemle dolu.
Okumaya devam et “keşif – kısa öykü 4”