mühendis kimdir? an engineer is a guy

40. evlilik yıldönümünde eşine giysi armağan eden kişidir.

Yazın arabasının üzerini örten kişidir.

Eve gelince, yorgunluktan uyuyakalan kişidir.
Who presents a dress to his wife on the 40th wedding anniversary.

Who covers his car during summer time.

When comes home in the evening, who fell asleep due to exhaustion.

acil! – urgent!

Mühendislik tasarımcısını işin başında baskı altına alma söylemi şudur: Çok çok acil!
Müşterinin en çok kullandığı ve hızla eskittiği sözcük.

How to put an engineering designer under pressure at the beginning: By saying ”very very urgent!”
The words that the customers use very frequently and wear away fast.

Mühendis Yemini

MÜHENDİSİN YEMİNİ

Bana verilen ”mühendislik ünvanı” na daima layık olmaya;
onun bana sağladığı yetkileri ve yüklediği sorumluluğu bilerek,
hangi şartlar altında olursa olsun,
onları ancak iyiye kullanmaya;
yurduma ve insanlığa yararlı olmaya;
kendimi ve mesleğimi maddi ve manevi alanlarda yükseltmeye

çalışacağıma namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.

web.itu.edu.tr adlı siteden alınmıştır.

mühendis öyküleri – 5

Patron mühendisi odasına çağırdı. Ona, fabrikasındaki kaynaklı imalat sonrasında kaynak çekmesine uğrayan ve geometrik olarak çarpılan parçaların düzeltilmesinde kullanılmak üzere 250 ton kapasiteli bir hidrolik pres tasarlaması ve imalatını da takip etmesi talimatını verdi.

Mühendis, önce presin çelik sac konstrüksiyon gövdesini, beton ankrajlarını, sonra da yağ hidroliği devre elemanlarını tasarladı. Fabrikanın mekanik imalat yapılan atölyesindeki görevlilerle birlikte çalışılarak, pres inşa edildi, deneme çalışmaları tamamlandı. Sonunda, patron presin çalışmasını görmek için, atölyenin presin olduğu kısmına geldi. Pres çalıştırıldı, görevini yaptığı gösterildi. Patronun yüzünde güller açtı. Milyonlarca liraya hazır olarak satın alınabilecek bir tezgah, fabrika imkanlarıyla, kısmen hurda malzemeler kullanılarak neredeyse bedavaya gelmişti.

Kalabalığın içindeki patronun mavi gözleri, kalabalıktan uzakta durmakta olan mühendisi aradı, buldu. Sağ elinin işaret parmağını mühendise uzatıp oynatarak yanına gelmesini işaret etti. Mühendis herkesin içinde, bu şekilde çağrılmayı uygun görmese de, kendisinden yaklaşık otuz yaş büyük birisinin talimatına uyarak yanına yöneldi. İçinden; ”herhalde teşekkür edecek” diye geçirdi.

Patron, mühendisin kulağına doğru eğildi, işaret parmağı ile hidrolik silindirin ucundaki yağ damlasını göstererek, şöyle söyledi:

– Sızıntı var!

mühendis öyküleri – 2

1978 yılı, Ekim ayıydı. 2 – 3 yıllık mühendistim. Ankara’da çalıştığım makina üretim şirketinin sahibi Cevdet Bey beni odasına çağırtmış. Gittim.

– Beni çağırmışsınız.
– Evet. Kozan’ a yaptığımız cevher zenginleştirme tesisindeki, senin tasarladığın yıkayıcı mil kesmiş. Git bak bakalım, nedir?

Odadan çıktım. Bu mekanik bir arıza. ”Neden bakım servisinden bir mühendis göndermiyorlar?” diye yolda düşündüm. Odamın kapısına geldiğimde anladım: Bu benim prototip olarak tasarladığım, sonradan çalıştığım firmanın standart üretim listesine girecek, çift milli, büyük kapasiteli bir makinaydı. Herhalde, benim bu makina ile ilgili bir hata yaptığımı düşünüyorlardı.

Mekanik ustası Mehmet, şoför Hasan ve ben hazırlandık. Ben üretim projelerini, hesaplarımı, kullandığım bir kaç kitabı yanıma aldım. Kırmızı Doç pilabın arkasına gerekli donanım, araç, gereç ve olmazsa olmaz yakıt bidonları yüklendi ve ertesi gün sabah erken saatlerde Adana’ya doğru yola çıktık. O yıllar, Ecevit Hükümeti’nin Kıbrıs Harekatı, afyon ekimi, sağladığı işçi hakları vb. nedenlerle sıkı bir ambargo ve işveren baskısı altında olduğu zamanlardı. Yolda, açık akaryakıt istasyonu bulmak imkansızdı. İstasyon sahipleri her gelene laf anlatmaktan bıktıkları için pratik bir yol bulmuşlardı. Pompa hortumlarını, yakıt sayaçlarının üzerine bırakıyorlardı. Bu, yakıt yok demekti. Bunu gören sürücü, hiç istasyona girmiyor, kısmetini bir sonraki istasyonda aramak üzere uzaklaşıyordu.

Gölbaşı çıkışında, çok şiddetli bir yağmur başladı. Artarak sürdü. Yakıtımız sırtımızda olduğu için hızla yol alabiliyoruz. Yoldaki istasyonların çoğunda, yakıt bekleyen araç kuyrukları var. Sürücüler ümitsizlik içinde bekleşiyorlar. Şiddetli yağmur altında, gece Adana’da bir otele indik. Sabah erkenden Kozan’a doğru yola çıkmayı planladık. Okumaya devam et “mühendis öyküleri – 2”