ekonomi – economy

Öğrencilere öğretilen ekonomi bilgisi ve kurallarıyla, günümüzde yaşanan ekonomi pratiği birbirinden oldukça farklıdır.
Öğretilen ekonomi bilgisini uygulayarak, günümüzde yararlı sonuçlar almak neredeyse imkansızdır.
Oyun bilmediğimiz kurallara göre oynanıyor.

The economic knowledge and rules that are taught to students are quite different than the economic practice lived nowadays.
By applying the knowledge of economics taught, it is almost impossible to achieve useful results today.
The game is played according to the rules, we do not know.

oyun – the game

Bir oyun kurgulayalım, kuralları şöyle olsun:
1.Bu oyunu herkes oynayacak, oynamayan kalmayacak.
2.Oyuncuların tek canı var, kaybedince oyundan çıkmış sayılacak.
3.Oyunda kazanmak için her şey mubah, isteyen her yolu kullanabilecek.
4.Oyunun perde arkasında, oyuncuların önceden bilemeyeceği ve tahmin edilemeyen birçok değişkene bağlı karmaşık kurgular olacak.
5.En çok puan toplayan ve sağlık, yasal, ekonomik sorunu olmadan oyunda en uzun kalanlar kazanmış sayılacak.
Let’s design a game which rules shall be as follows:
1.Everyone should play this game.
2.Players have got only a single chance, if someone will lose his/her chance he/she shall be considered as out of the game.
3.In the game one can use every way he/she wish, everything valid to win.
4.Behind there will be complex fictions based on many unpredictable variables that players cannot know beforehand.
5.The ones collecting most bonus and longest surviving in the game without health, legal, economic problems will be assumed winners.

yıldırım – kısa öykü 1

Ev çok yüksek bir yerdeydi. Öyle ki diğer evlere buluttan bakıyormuş gibi bir hisse kapılabilirdi insan. Evde, en büyüğü on iki yaşlarında olan üç erkek çocuğu ile en küçük oğlanla akran yedi yaşlarında bir kız, oynadıkları gündelik oyunlardan ve oyuncaklardan sıkılarak pencerenin önüne geldiler, dışarıya bakmaya başladılar. En küçük oğlan diğerlerinin anne ve baba tarafından kuzeniydi. Anneler, aynı binanın içindeki başka bir dairede gündeydiler. Evin hanımı ile kız kardeşi, öğleden sonra iki üç kez gelip çocukları yoklamış, karınlarını doyurmuş ve sobayı kömürle yükleyerek salonu sıcak tutmuşlardı. Pencerenin önündeki çocuklar, yavaş yavaş kararmakta olan günün sonuna doğru, kışın habercisi sık sık çakan yıldırımları izliyorlar ve arkadan gelen gök gürültüsünü bekleyerek oyalanıyorlardı. En büyük olan oğlan bir oyun oynamayı önerdi: Yıldırım bulma oyunu.
Okumaya devam et “yıldırım – kısa öykü 1”